!!!!'''''''''onurhilal!!!!'''''
saat  
  Ana Sayfa
  gazeteler
  Ziyaretşi defteri
  ben
  oyunlar
  anamurun'yılı
  komik fotolar
  ailem
  bilmeceler
  spederman-3
  bazımp3(sevdiğin)
  spor haberleri
  4ünlümsnsi(komik)
  telefonşakaları
  günlük burç
  TV dewbügün
  Hileler
  onurdanseçmeoyunlar
  link listesi
  Atatürk
  kocakafalar
  futbol
  4-cokuduğumsınıf
  4/c sınıfım
  4/Csınf öretmenlerim
  radyo
  PUSAT
  spederman-3oyunları
  spederman3
Atatürk

ATATÜRK İLKELERİ

Atatürk ilkeleri, kaynağını Türk toplumunun ihtiyaçlarından alan ve Mustafa Kemal tara-fından ortaya konmuş ilkelerdir.
Barışçı, özgürlükçü,insan haklarına saygılı oluşu, çok partili demokratik,laik,milli,sosyal hukuk devleti gibi kavramlara verdiği önem ile de evrensel bir özelliğe sahiptir.
Cumhuriyetin en önemli niteliği Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünde ifadesini bulur.

Cumhuriyetin temel dayanağı Türk Milletidir. Atatürkçülükte temel amaç, sağlam bir gençlik yetiştirmektir. Atatürk “Gençler...! Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz ve Gençliğe Hitabesi’nde yer alan “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini ve Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir” özdeyişi ile “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”ifadeleriyle Türk gençliğini onurlandırırken, Cumhuriyet ve bağımsızlığınızın Türk milletinin temel varlığını oluşturduğunu vurgulamıştır.

Cumhuriyetçilik:
Cumhuriyet yönetiminde egemenlik ulusundur. Ulus egemenlik hakkını ve yetkisini temsilcileri aracılığı ile kullanılır.Temsilciler TBMM’ni oluşturur.
Atatürk’ün Cumhuriyetçilik ilkesine göre “Türk milletinin karakterine en uygun yönetim cumhuriyet yönetimidir.”
Bu ilke Türk milletini yönetimde söz ve karar sahibi yapmıştır.










Milliyetçilik:
Milliyetçilik Kurtuluş Savaşı’nın çıkış noktasını oluşturur. Ait olduğu milletin varlığını sürdür-mesi ve yüceltmesi için diğer bireylerle birlikte çalışmaya , bu çalışmayı ve bilinci, diğer kuşak-lara yansıtmaya “milliyetçilik” denir.
Atatürk milliyetçiliği, kültür ve düşünce birliği temeline dayanır. Ulusun tasada kıvançta bir ve beraber olmasını amaçlar.
Atatürk “Biz doğrudan doğruya milletperveriz ve Türk milletçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa olsun o topluma dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.


Halkçılık:
Türkiye’de yaşayan ve vatandaşlık bağı ile devlete bağlı olan insan topluluğuna Türk halkı denir. Halkçılık, Cumhuriyetçiliğin ve milletçiliğin doğal bir sonucudur. Halkçılık ilkesinin uygulanması , toplumda hiç kimsenin diğerlerinden üstün olmamasının konum yönünden kesin eşitliğin kabulü anlamına da gelmektedir. Halkçılık ilkesi, halkımızın sosyal, kültürel, ekonomik yönden gelişmesini ve güçlenmesini amaçlar.


Devletçilik:
Ekonomik kalkınmayı kalkınmanın temel olarak gören Atatürk buna uygun olarak devletçilik ilkesini benimsemiştir.
Devletçilik ilkesi Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş ve o dönem için Türkiye’ye özgü bir sistem olup devletle bireyin birbirine karşı değil birbirini bütünleyici olması yönüyle de dönemindeki ekonomik sistemlerden ayrılmaktadır.


Laiklik:
Laiklik devlet düzeninin ve hukuk kurallarının dine göre değil, akla ve bilime dayandırılması, ancak kimsenin de dini inancına, vicdan hürriyetine karışılmamasıdır.
Atatürk din olgusunu çağdaş bir anlayışla belirlemiştir. “Din bir vicdan sorunudur. Herkes vicdanını emrine uymakla serbesttir. Biz dine saygı gösteririz Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece, din işlerini devlet ve ulus işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz.
Laiklik ilkesinin amacı, toplumsal barışı sağlamak ve toplumun ilerlemesini engelleyen düşünce tarzını ortadan kaldırmaktır.


İnkılapçılık:
Toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeyen kurumların kısa sürede ve kökten değiştirilmesini, bunların yerine ilerlemeyi ve gelişmeyi sağlayacak düzenlemelerin yapılmasını öngörür.
Atatürk , öncülük ettiği inkılâpların genel amacını şu sözleri ile açıklamıştır. ”Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların amacı , Türkiye cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş bir toplum durumuna ulaştırmaktır.
İnkılâpçılık ilkesi, çağdaşlaşma yolundaki çabaların hızla ve güvenle sürdürülmesini amaçlar.”

ATATÜRK'ÜN HAYATI VE KİŞİLİĞİ Mustafa Kemal      Atatürk,1881 yılında Selânik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Ali Rıza Efendi Selânik yerlilerindendi. Uzak dedeleri Vidin'den ayrılarak Serez'de yerleşmişler, oradan da Selânik'e gelmişlerdi. A1i Rıza Efendi, hayatının ilk devirlerinde gümrük memurluğu yapmış, daha sonraları memuriyeti terkederek kereste ticareti ile meşgul olmuştu. Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım da Selânik yakınlannda Langaza adı verilen kasabada yerleşmiş eski bir Türk ailesine mensuptu. Bu aile, soy olarak Anadolu'dan Rumeli'ye geçmiş yörüklerdendi ve 'Varyemez oğulları' olarak tanınıyorlardı. Bu ailenin Langaza'da büyük çiftlikleri vardı; tarım yanında hayvancılıkla meşgul idiler. 1871 yılında Zübeyde Hanım ile evlenen Ali Rıza Efendi'nin henüz elli yaşlarında iken 1888 yılında ölmesi üzerine, yedi-sekiz yaşlarında yetim kalan küçük Mustafa'nın büyütülmesi ve yetiştirilmesi görevi, büyük Türk kadını Zübeyde Hanım'a düştü. Küçük Mustafa, ilk öğrenimine bir süre annesinin arzusuna uyarak Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde devam etti; fakat çok geçmeden babasının isteği ile Selânik'te çağdaş eğitim yapan Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti ve ilkokulu burada bitirdi. Şemsi Efendi, yeni öğrencisinin yeteneklerini ve zekâsını takdir ettiğinden, küçük Mustafa'nın kendi okulunda bulunmasından son derece memnundu. Küçük Mustafa, bu okulda okurken babası öldü. Bu sıralarda isimleri Makbule ve Naciye olmak üzere kendisinden küçük iki kız kardeşi bulunuyordu. Babaları öldüğü zaman küçük Mustafa yedi, Makbule bir yaşını henüz doldurmuştu; Naciye ise kırk günlüktü. Bu en küçük kardeşleri genç kız iken Selânik'te öldü. Ali Rıza Efendi'nin ölümü üzerine, Zübeyde Hanım üç çocuğu ile bir süre Selânik yakınlarındaki Rapla çiftliğinde subaşılık yapan kardeşi Hüseyin Efendi'nin yanına yerleşti. Çiftlik hayatı nederiyle küçük Mustafa'nın öğrenimi ister istemez bir süre aksamıştı. Fakat çok geçmeden Selânik'e dönerek halasının yanında, bıraktığı yerden öğrenimine devam etti. Küçük Mustafa, Şemsi Efendi İlkokulu'ndan sonra bir süre Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne devam etti ise de Kaymak Hafız adlı Arapça öğretmeninin kendisine haksız yere sopa ile vurması üzerine bu okuldan ayrıldı ve 1893 yılında kendi kararı ile Askerî Rüştiye'ye müracaat ederek öğrenimine burada devam etti. Yazları, dayısı Hüseyin Efendi'nin yanına gider, okul zamanına kadar çiftlikte kalırdı. Mustafa bu okulu gerçekten sevmişti. Arkadaşları arasında zekâsı ve üstün yetenekleri ile kısa zamanda kendisini gösterdi ve öğretmenlerinin sevgisini kazandı; öğretmenleri neredeyse kendisine bir arkadaş muamelesi yapma gereğini hissetmişlerdi.
 
 
       
     
 

http://korkutcet.tr.gg

 
Giriş Sayfam Yap
Sık kullanilanlara ekle



More Cool Stuff At POQbum.com

Giriş Sayfam Yap
 
 
Toplam 494 ziyaretçi (2321 klik) Vardı

site  
   
Reklam  
   
GOOGLE  
 


Web'te Türkçe

 
atatürk  
   
oyunlar  
 
Oyunlar
 
hava durumu  
   
türk 8133 ziyaretçibur
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=